‘Kentsel Dönüşüm’de Zaman Daralıyor’ | İNDERgi İst. İnşaatcılar Dern. Aylık Dergisi

logo

07 Aralık 2017

‘Kentsel Dönüşüm’de Zaman Daralıyor’

2017’yi Kentsel Dönüşüm Yılı olarak ilan eden İNDER (İstanbul İnşaatçılar Derneği), 50. Yıldönümü kapsamında İTÜ ile birlikte Kentsel Dönüşüm Çözümleri Konferansı’nı Taşkışla yerleşkesinde gerçekleştirdi. İNDER Yönetim Kurulu Başkanı Nazmi Durbakayım, devlet yöneticileri ve akademisyenlerden yükselen ve giderek artan deprem uyarılarına dikkat çekerek konferansın açılış konuşmasına başladı.

‘Kentsel Dönüşüm adı altında kim bilir kaçıncı toplantıyı yapıyoruz, sayısını bizler bile unuttuk.’ Konunun uzmanı hocalarımız her gün deprem gerçeklerini hatırlatıyorlar. Sayın Reisicumhurumuz sık sık Kentsel Dönüşüm’ün altını öncelikli olarak çiziyor. Sayın Çevre ve Şehircilik Bakanımız her konuşmasında ‘’Kentsel Dönüşüm’e öncelik veriyor. STK’lar Kentsel Dönüşüm’de yaşanan sorunları daima 1. Planda ele alıyor” diyen Nazmi Durbakayım, tüm bu uyarılara rağmen kentsel dönüşümde istenilen noktaya gelinip gelinmediğinin sorgulanması gerektiğinin altını çizdi. Başkan Durbakayım, konferansa katılan bürokrat, STK, akademisyen, arsa sahibi ve müteahhitler tarafından son gelişmeler ışığında değerlendirme yapılacağını ve çözüm önerilerinin dile getireceğini belirtti.

Vakit kalmadı!

Tüm dünyada ve ülkemizde art arda yaşanan depremlerin tehlike sinyali olduğunu ifade eden Nazmi Durbakayım, “Deprem 70 yıl daha beklemez. Artık vaktimiz kalmadı, telaş etmeden ancak daha hızlı olalım” uyarısında bulundu.Kentsel dönüşüm çalışmalarıyla bugüne kadar 5 yılda sadece 550 bin konutun yani yılda 110 bin konutu dönüştürebildiğini hatırlatan Durbakayım, “Hali hazırda yaklaşık 7,5 milyon daha riskli konutun yenilenmesi söz konusu olduğunu var sayarsak, bu hızla bütün riskli yapıların dönüşümü için 60-70 yıla ihtiyaç var. Peki, beklenen deprem bizi bekleyecek mi?” şeklinde konuştu.

Fatura kime kesilecek?

Geçmişte yaşananlardan ders alınması gerektiğini ve tekrarlanmaması için daha katı yaptırımların gerektiğini ifade eden Başkan Nazmi Durbakayım “Yaklaşan deprem gerçeğine karşı kısa sürede çözüme ulaştırmamız gereken bu kadar riskli bina stoku nasıl oluştu? O günün yönetmeliklerine ve imar mevzuatına uymayarak bu ağır kusurlu binaları inşa edenler ve o binalara uygunluk veren kontrol mekanizmaları hiç mi fatura ödemeyecek?” dedi.

“Tüm Avrupa’da 7 bin, ancak yurdumuzda 250 bin civarında Yapı Müteahhidi olmasının, Sektörümüzde yaşanan bazı olumsuzlukların kaynağı olduğu aşikardır” diyerek sektörde müzminleşen sorunlara değinen Başkan Durbakayım çözüm önerisini de şu cümlelerle dile getirdi; “Bakanlıkça, STK’ların da görüşleri alınarak kriterlerini belirlenmek sureti ile müteahhitlerin derecelendirilmesi yapılmalı. Bu suretle niteliklerine göre sınıflandırılmış bir müteahhit portföyümüz oluşur. Bu derecelendirme, her işin o iş için gerekli donanımlara sahip firmalar tarafından yapılmasına olanak sağlayacaktır. Bu şekilde bir sıralama yapıldığında bir alt grupta bulunan firmanın üst gruptaki bir firmanın pilotluğunda iş yapma şansı olacaktır.”

Yüzde 85’li talep nasıl karşılanmalı?

Ülkemizde konut ihtiyacı olan orta ve daha az gelirli kesim toplam talebin  %85 ini oluşturmaktadır” bilgisini paylaşan Nazmi Durbakayım, söz konusu ihtiyacın karşılanabilmesi için metrekare birim fiyatlarının 3 ile 5 bin lira arasında olan konutların üretilmesi gerektiğini kaydetti. Bu segmentte konut üretebilmek için metrekareye isabet eden arsa bedelinin ise 750 -1.500 lira olması gerektiğini söyleyen Durbakayım, “Mevcut arsa stoku ile ihtiyacın karşılanması mümkün değil. Bu ancak Devlet tarafından yeni pilot şehir planlarının yapılması ile mümkün olabilir” açıklamasında bulundu. Konuşmasının sonunu sektörün önünü açacak çözümlere ayıran Nazmi Durbakayım sözlerine şöyle devam etti; ‘Yabancıya Satışın ihracat olarak sayılıp üreticilerine de Eximbank kredisi dahil olmak üzere, ihracatçıların faydalandıkları teşvikler gibi destek olunmalı, İmar mevzuatında müktesep hak konusunun çözüme kavuşmalı,Kentsel Dönüşüm’de süreci tıkayan konuların KHK veya torba kanunlar ile çözüme ulaştırılmalı, Sektörümüz ile ilgili konudaki harç ve vergilerin belediyelerce farklı uygulamalarına bir disiplin getirilmeli,Vergi ve harçlarda, devletin toplam gelirini azaltmayacak ancak daha yaygın olarak tahsil edilmesinin temini ile homojen bir dağılım ile yükümüzün azaltılmasının sağlanmalı’

 

 

Share
326 Kez Görüntülendi.

Yorum yapabilmek için Giriş yapın.